Diyarbakır Cezaevi’nde işkenceyle babası öldürülen araştırmacı-yazar Altan Tan, yüzlerce tutuklunun işkence gördüğü bir mekânın okula dönüştürülmesine isyan etti.
ÖLDÜREN CEZAEVİ
1981-1984 arasında 53 tutuklunun ölümüne, yüzlerce tutuklunun sakat kalmasına neden olan ve insanlık dışı uygulamalarla bir döneme damgasını vuran Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi kapatılıyor. Tarım ve Köy İşleri Bakanı Mehdi Eker’in “Cezaevinin oradan taşınıp, o alanda okulların yapılması için çalışmalar var” açıklamasının ardından gözler tekrar Diyarbakır Cezaevi’ne çevrildi. Demokratik kitle örgütleri ve siyasi parti temsilcileri cezaevinin okul değil, müze olmasını istiyor.
Bakan Eker’i eleştiren yazar Altan Tan, “Babamın öldürüldüğü bir mekânda benim oğlum nasıl ders görecek? Bu insanların bilinçlerini silme hareketidir. Bu bilincin taze kalması lazım. Dedesinin, babasının öldürüldüğü, işkence gördüğü bir mekânda o çocuklar hangi psikolojiyle ders görecek? Buna karşı çıkacağım. Burası ya yıkılacak çünkü bazı insanlar o caddeden geçmek bile istemiyor ya da ibret olsun diye müze yapılacak. Bunun dışında yapılanlar bilinç silme hareketi” dedi.
Bakan ‘okul olsun’ dedi, Birdal ve Tan ‘müze’ de ısrar ettiler
DTP Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal, kapatılacağı veya arazisine okul yapılacağı açıklanan Diyarbakır Cezaevi’nin müzeye dönüştürülmesini önerdi. Babası Beddi Tan Diyarbakır Cezaevi’nde işkence sonucu ölen araştırmacı-yazar Altan Tan ise "Babamın öldürüldüğü bir mekanda benim oğlum nasıl ders görecek? Bu insanların bilinçlerini silme hareketidir" değerlendirmesinde bulundu.
1981-1984 arasında 53 tutuklunun ölümüne, yüzlerce tutuklunun da sakat kalmasına neden olan ve insanlık dışı uygulamalarla bir döneme damgasını vuran Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi kapatılıyor.
Tarım ve Köy İşleri Bakanı Mehdi Eker'in "Bağlar bölgesinde bulunan cezaevinin oradan taşınıp o alanda Milli Eğitim Müdürlüğünün ihtiyaç duyduğu okulların o kampusta yapılması için çalışmalar var" açıklamasının ardından gözler tekrar Diyarbakır Cezaevi'ne çevrildi. Demokratik kitle örgütleri ve siyasi parti temsilcileri cezaevinin okul değil, müze olmasını istiyor.
BİRDAL: MÜZE YAPILMALI
DTP Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal, Diyarbakır Cezaevi’nin kapatılma kararını ‘olumlu’ bulduğunu söyledi ve ekledi: O cezaevi gerçekten unutmaya karşı bir müzeye dönüştürülmeli. İnsanlığa karşı işlenen suçlar bakımından gerçekten unutulmaması gereken bir abide olmalı ve yaşanlar için ‘özür diliyoruz’ denilmeli.
AKP’NİN HALKI OYALAMA TAKTİĞİ
Babası Beddi Tan Diyarbakır Cezaevi’nde işkence sonucu ölen araştırmacı-yazar Altan Tan ise Diyarbakır Cezaevi’nin kapatılması yönündeki kararı şöyle değerlendirdi:
“İnsanlık tarihinin en vahşi, en insafsız ve en zorba hareketleri bu cezaevinde yaşandı. Bu cezaevi hakkında ne kadar konuşsak azdır. Hakkında şarkılar, ağıtlar, hoyratlar ve romanlar yazıldı... İşkencelerin olduğu o dönem insanlık tarihin yüzkarası safhalarından bir safhadır. AK Parti, bunu her zaman yapıyor. Ucuz, kolaycı, halkı oyalama taktikleriyle netice almaya çalışıyor.
‘YA KAPATIN YA ANIT DİKİN’
Hapishanenin kapatılma meselesinin yeni bir gelişme olmadığının altını çizen Tan "İnsan olan herkesin iki isteği var. Burası ya bir müze olacak ya da yıkılacak. 12 Eylül’den bugüne kadar ister dağda hayatını kaybeden asker kardeşlerimiz, ister PKK’lıler, ister cezaevinde işkenceye maruz kalıp ölenler olsun bütün mağdur ve masumların anısına bir anıt dikilmelidir" diye konuştu.
‘BU, BİLİNCİMİZİ SİLME HAREKATI’
AKP hükümetinin görev yapan bir bakanının Diyarbakır'a gelip hapishanenin yerine okul yapılacağını söylemesini eleştiren araştırmacı-yazar Tan "Babamın öldürüldüğü bir mekanda benim oğlum nasıl ders görecek? Bu insanların bilinçlerini silme hareketi. Dedesinin, babasının öldürüldüğü, işkence gördüğü bir mekanda o çocuklar hangi psikolojiyle ders görecekler? Devletin okul açacak başka mekanı yok mu? Buna sonuna kadar karşı çıkacağım. Burası ya yıkılacak çünkü bazı insanlar o caddeden geçmek bile istemiyor ya da ibret olsun diye müze yapılacak.
Bunun birinci meshulü orada işkence gören insanlardır. Hayatını kaybedenler ondan sonra da bölge insanlarıdır. Onlara sorulmadan yapılacak her şey devlet refleksidir. ‘Ben senin için düşündüm ve bunu uygun gördüm. Gel sen de cezaevinde davul çal, kutla’ demektir. Ben eğitim kompleksine değil, bilinç silme hareketine karşıyım. Eğitim kompleksini devlet elli yerde yapsın, ben de katkı sunayım” dedi.
|